Engelin Tanımı

Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Bankası tarafından 2011 yılında yayımlanan Dünya Engellilik Raporunun giriş bölümünde engellilik şöyle değerlendirilmiştir:

Uluslararası İşlevsellik, Engellilik ve Sağlık Sınıflandırması (ICF) engelliliği sakatlık, faaliyet sınırlılığı ve katılım kısıtlılığı için şemsiye bir terim olarak kullanmaktadır. Engellilik, (beyin felci, Down sendromu, depresyon ve benzeri) sağlık sorunları olan bireylerin (negatif tavırlar, erişilemeyen ulaşım ve kamu binaları, sınırlı sosyal destek gibi) kişisel ve çevresel faktörlerle etkileşimlerinde ortaya çıkan olumsuz durumları ifade eder.

Birimimiz, Dünya Sağlık Örgütü verilerinin evrenselliğinin ve kapsayıcılığının bilinciyle, sunacağı çözüm önerileri ve yapacağı çalışmaları şekillendirmeyi hedeflemektedir.

Okuyacağınız bilgiler, literatürlerin ağırlıklı olarak tıbbi disiplinlerde hazırlanması ve engelliliği ele alış biçimleri nedeniyle terimler bağlamında alanlarına yönelik ifadeler barındırmaktadır. Birimimiz, farklılıkları eksiklik veya engel olarak nitelemeksizin, kapsayıcı ve var olan sorunların çözümüne yönelik iyileştirmeler ekseninde çalışmalarını planlamaktadır.
Derlenen bilgiler, sayfa sonundan ulaşılabilecek kaynakların yanı sıra, özel eğitim ve rehabilitasyon uzmanlarına danışılarak hazırlanmıştır.

Karşılaşılabilecek Engel Grupları

Görme Engelliler,
Fiziksel Engelliler,
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB),
Öğrenme Farklılıkları, 
Psikiyatrik/Psikolojik Sorunlar, 
Konuşma ve Dil Sorunları 
İşitme Engelliler ve Sağırlık,
Travmatik Beyin Hasarları,
Diğer Engel Grupları.

 Görme Engelliler

Görme duyusunda belirli bir gelişim farklılığı gösteren ve bu farklılıklardan dolayı gündelik becerileri gerçekleştirmede çeşitli derecede zorlanan bireyler görme engelli olarak tanımlanır. Bu bireylerin bir kısmında herhangi bir görme kalıntısının olmamasının yanı sıra, ışık algısı olan veya az seviyede görme kalıntısı bulunanlara da rastlanabilir. Ciddi görme becerisine sahip olduğu halde bazı gündelik işleri yapmakta (örneğin okuma) da zorlanan bireyler de görme engelli kabul edilebilir. Alanyazında karşılaşılan görme engellililiğin tanımlarından en çok kullanılan Dünya Sağlık Örgütünün tanımıdır. Bu tanım görme keskinliğini baz alarak standardize edilmiştir.

Bireyin görme keskinliği 6/18 ve 6/60 arasında ise hafif görme engellilik yada eski tanıma göre az gören olarak tanımlanmıştır.
Görme keskinliği eğer 6/60 ve 6/120 arasında ise birey ağır görme engelli olarak Kabul edilir.
Eğer görme keskinliği 6/120 ve daha kötüyse körlük olarak tanımlanır. .

Ülkemizde az gören ve görmeyen gibi ayrımlara gidildiği gözlenmektedir. Ancak Dünya Sağlık Örgütünün tanımına göre, kör olarak nitelenen bireylerin bile bazısında belirli bir ölçüde görme kalıntısı olabilmekle birlikte, sahip olunan görme kalıntısının, bireyin pratiklerine olumlu anlamda yansıyabilecek boyutta fonksiyonel olmadığı belgelenmiştir.

Yukarıdaki rakamların ortaya koyduğu bulgular şöyle özetlenebilir:

Normal bir görmeye sahip kabul edilen birey, 18 metreden detayları seçebiliyorken, engelli birey 6 metreden ancak bu detayları seçebilmektedir. Yada normal bir görmeye sahip olan birey, bir nesnenin detaylarını 120 metreden görebiliyorken, engelli birey ancak 6 metreden aynı detayları algılayabilmektedir.

Aşağıda sıkça karşılaşılan görme engellilik durumları kısaca açıklanmıştır.
Göz rahatsızlıklarından olan diabetik Retinopati: retinaya gerekli kanın sağlanamaması veya dolması sonucu olur.
Retinit pigment: retinanın bozulmasından kaynaklanır.
Katarakt: göz merceğinin netliğini yitirmesi sonucu olur, görme kaybına neden olabilir.

Bunların yanı sıra, akraba evlilikleri, anne adayının sağlık durumu, erken doğum, kalıtsal faktörler sonucu optik sinirlerde meydana gelen hasarlar ve retinayı etkileyen gelişim problemleriyle oluşan, doğuştan başlayan görme kayıpları da yaygın körlük sebepleri arasında sayılabilir.

Fiziksel Engelliler

Fiziksel durumun ciddiyetine göre değişmekte, vücudun fiziksel hareketliliğini farklı şekilde etkilemektedir. NDCCD’ye  (2004) göre fiziksel engel, gebelik sürecinde, doğum esnasında oluşan durumlar veya multipl skleroz (merkezi sinir sistemini etkileyen bir hastalık), müsküler distrofi (kas veya sinir dokularında dejenerasyonun sonucu meydana gelen kayıplar) benzeri, ilerleyici kas ve sinirleri etkileyen hastalıkların sonucu olarak ortaya çıkabilir.

Omurilik yaralanmaları (belden aşağısının felç olması veya kısmi felç), serebral palsi (beyin felci; doğumdan önce veya doğumdan hemen sonra beyin hasarı sonucu yürümeyi engeller veya yavaşlatabilir; dengesizlik, kas koordinasyonun, spazmlara ve konuşma zorluğuna neden olabilir), inme, felç, çocuk felci (polio) gibi durumları da kapsar.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

Bireyin yaş ve gelişim düzeyine uygun olmayan dikkatsizlik, dürtüsellik (istekleri erteleyememe/düşünmeden harekete geçme, impulsivite) veya aşırı hareketlilik sorunları ile kendini gösteren nöro-gelişimsel sorunlardan biridir. Amerikan Psikiyatri Birliği (APA,) 1994). Durum çocukluk çağında başlayarak hem davranışa hem de öğrenmeye etki edebilir. Dikkat eksikliği, dürtüsellik ve aşırı hareketliliğin semptomları Mental Bozuklukların Tanısal/ Sayımsal Elkitabı’nda sıralanmıştır (DSM-IV-TR, Amerikan Psikiyatri Birliği, 2000).

Dikkat Eksikliğine örnek semptomlar:
Dikkatini ayrıntılara verememe veya okul ödevlerinde, derslerde ve diğer etkinliklerde dikkatsizlik sonucu hatalar yapma;
Kendisiyle konuşulduğunda dinlemiyormuş gibi görünme;
Yönergeleri takip edememe, verilen ödev, iş veya sorumlulukların tamamlanamaması (karşı gelme davranış veya yönergeleri anlamama kaynaklı değil);
Görev ve faaliyetleri organize etme sırasında güçlük yaşanması;
Dikkatin dış uyaranlarla çok kolay dağılması;
Günlük işlerde unutkanlık.

Dürtüsellik (Impulsivite) örnek semptomlar:

Sorulan sorunun tamamlanmasını beklemeden cevabını verme;
Sıra bekleme güçlüğü yaşama;
Başkalarının sözünü kesme veya araya girme.
Aşırı Hareketlilik (Hiperaktivite) örnek semptomlar:
Ellerin veya ayakların kıpır kıpır olması, yerinde duramama;
Genellikle harekete hazır veya sürekli hareket halinde olma;
Aralıksız konuşma.

Öğrenme Farklılıkları

Ortalama veya ortalamanın üstü zekaya sahip bireylerin, konuşma, dinleme, okuma, yazma, hatırlama ve/veya akıl yürütme veya matematiksel yetkinliklerin edinimi ve kullanımını etkileyebilen nöro-gelişimsel durumdur.

Öğrenme güçlüğü olan bireylerin, akademik başarı ile entelektüel potansiyelleri arasındaki belirgin fark, bireylerin bilgiyi işlemedeki seçmiş oldukları yoldan kaynaklanabilir. Öğrenme güçlüğü yaşayan öğrenciler, sözlü ve yazılı dilde, okuma yetkinliklerinde, matematik yetkinliklerde, benzer sesleri ayırt etmede veya kelimeler arasındaki ince farklılıkları duymada, akıl yürütmede, hatırlama ve bellekten geri çağırmada, yönlendirmeleri takip etme ve konsantre olmada, planlama, yönetme ve organizasyonda, veya sosyal ipuçlarını yorumlamada sorun yaşayabilirler (National Dissemination Center for Children with Disabilities, 2004).

Psikiyatrik / Psikolojik Sorunlar

Durum kendini kronikleşmiş duygusal ve davranışsal sorunlarla gösterir. Depresyon, manik depresif bozukluk, anksiyete bozuklukları ve şizofreni bu gruba giren bozukluklardır. Bu durumlar her yaştan, cinsiyetten, gelir grubundan ve zeka seviyesinden gelen kişileri etkileyebilir (Davison, Neale ve Kring, 2003).

Konuşma ve Dil Sorunları

Bu sorunlar, işitme kaybı, beyin felci, beyin hasarları, öğrenme güçlükleri, yarık dudak veya doğuştan yarık damak (üst dudak ve damağı oluşturan orta hattın birleşmemesi) gibi fiziksel durumlara bağlı olarak gelişebilir.

Basit seslerin kelimelere eklenmesi veya çıkarılmasından (artikülasyon) ya da dili kullanmamaya kadar uzanan çeşitli derecelerde kendini gösterebilir. Dilin akıcılığı veya kekemelik gibi sorunlar da bu grubun içinde yer almaktadır.

İşitme Engelliler ve Sağırlık

İşitme engeli olan öğrencilerin; duyma kaybının derecesine, başlangıç yaşına, kullandıkları dil veya iletişim sistemine (konuşma, işaret dili, dudak okuma ) kullandıkları işitme cihazına ve ses hacmini artırıcı sistemlere göre farklı düzenlemelere ihtiyaç duyulabilir.

Travmatik Beyin Hasarları

Durum, Nörolojik Hastalıklar ve İnme Enstitüsü’ne (NINDS, 2006) göre “ani travmaların beyinde vermiş olduğu tahribat” neticesinde ortaya çıkmaktadır. Beyinde travma, kafanın ani ve şiddetlice bir nesneye çarpması veya bir nesnenin kafatasından girerek beyin dokusuna zarar vermesinden oluşabilir.

Durumun özellikleri hasarın veya hasarların olduğu bölgeye göre farklılık gösterebilir. Beş duyunun kullanımında sorunlar, denge ve koordinasyonda bozukluklar, sınırlı dikkat ve konsantrasyon, başağrısı, yorgunluk, baş dönmesi gibi fiziksel şikayetler, davranışta ve duygu durumunda değişiklik, konuşmada zorluk, bellek sorunları veya kısa dönemli bellek kayıpları ve Epilepsi nöbetleri gibi durumlar beyin hasarı neticesinde ortaya çıkabilir.

Diğer Engel Grupları

Solunum, sinir, bağırsak ve bağışıklık gibi vücut sistemlerinin bir ya da daha fazlasını etkileyen durumlardır. Astım, kanser, Epilepsi (sara) nöbetleri (beyindeki ani anormal elektrik akımının boşalması), diyabet, HIV+/AIDS ve kimyasal bağımlılıkları bu durumlara örnek olarak verebiliriz (National Dissemination Center for Children with Disabilities, 2004).

Yararlanılan Kaynaklar

National Dissemination Center for Children with Disabilities (NICHCY)Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Engellilik Raporu, 2011